mizah & 
çizgi 
 
   
 humor &
 cartoon
 
 
 
 

  MİZAH VE ÇİZGİ'YE HOŞGELDİNİZ...
 
   
   
 
       
• Karikatürü Çizilen İlk Osmanlı Padişahı Kimdi?
 

 

Karikatür Ve Mizah Müzesi’nin Türk karikatür tarihini yansıtan Sürekli Sergi bölümündeki bir karikatür (1873), o salona ne zaman girsem dikkatimi çekmiştir (Çizim-2). Karikatürde biri fesli, diğer ikisi batılı giysiler içinde üç kişi var. Fesli olan kişi kim?

Bu karikatür daha sonra iki kaynakta yer aldı. İlki Turgut Çeviker’in yayınladığı Gelişim Süreci’nde Türk Karikatürü1, ikincisi Orhan Koloğlu’nun yayınladığı Türkiye Karikatür Tarihi2. Yine bu değerli yapıtlarda yer alan başka bir karikatür (Çizim-1) Orhan Koloğlu’nun “(…)Abdülaziz, (…) toplumumuzda yayınlanan ilk Sultan karikatürü” açıklama notu ile anlam kazanıyordu.

Kaynaklar Koloğlu’nun kitabına kadar, İstanbul basınında çizilen ya da yayınlanan  ilk padişah karikatürünün Abdülhamit II’ye ait olduğunu işaret ediyordu3. Bu nedenle yukarıda andığım iki karikatürü irdeleyerek kendimce vardığım sonuçları karikatür severler ile paylaşmayı düşündüm.

Soru şuydu: Çizilmiş ilk padişah karikatürü Abdülaziz’in karikatürü olabilir mi?

 

*

Elimizde kaynaklara giren iki karikatür var

 

Birinci Karikatüre İlişkin Değerlendirmeler :

Orhan Koloğlu bir Abdülaziz karikatürünü kitabında yayınlamıştı (Çizim-1).

İstanbul gazetesinde 10 Nisan 1869 tarihinde yayınlanan4 bu karikatür, Orhan Koloğlu’nun yorumu ile “geri plandaki kiliseye ve kadının giysilerine bakılırsa bir Avrupa karikatürü”5 idi. Yine yazarın açıklamasına göre bu karikatür “… Toplumumuzda yayınlanan ilk Sultan karikatürü olma özelliği taşıyor”6. Aynı karikatür Çeviker’in kitabında yorumsuz olarak yer alıyor7.

ÇİZİM -1,İstanbul, 10.04.1869

 

- Terakki ve medeniyet iyi şeylerdir fakat bir şeyin mahdudu (sınırlısı) makbuldür. Hududu tecavüz eden (aşan) medeniyet, zarardan başka faide hasıl edemez. Yenilerin eskilere atba(uyma) ve itaatı aklı selimin iktizasındandır. Yaşasın terakki yaşasın medeniyet.

 

Karikatürün imzasız olması ve geri plandaki Avrupa görüntüsü çizimin Batı yayınlarından aktarıldığını tam açıklayamıyor. Ancak Sultan Abdülaziz’in yurtdışı gezilerinde çizilmiş olması ihtimali de bulunabilir. Fakat  21 Haziran 1867’de başlayıp, üç veliaht şehzadenin de katıldığı (Murad [V], Yusuf İzzetin Efendi, Abdühamit [II]) ve 47 gün süren bu seyahate ilişkin bir karikatürün yaklaşık iki yıl sonra  İstanbul basınında yayınlanması pek anlamlı değildir. Seyahatin 13 günü Fransa’da geçirilmiş ve daha sonra İngiltere’ye intikal edilmiştir.

 

Bu durumda karikatürle ilgili birkaç varsayım geliştirebiliriz.


Birinci olasılık karikatürün Türkiye’de çizildiğidir:

Kadının, Fransa olduğu (ki Fransa’nın karikatürlerde ve resimdeki sembolü kadın imgesiyle sıkça karşımıza çıkar) düşünülebilir. Hatta daha da ileri giderek kadının doğrudan doğruya dönemin Fransa İmparatoru olan Napolyon III’un karısı Eugénie olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Eugénie veliaht prensin doğumundan itibaren (1856) kendini siyasete vermiş. Öyle ki Fransız dış politikasını çok kötü sonuçlar doğuracak şekilde yönlendirmesiyle ünlü.


Napolyon III’un karısı İmparatoriçe Eugénie
Fransa’nın Prusya savaşına sürüklenişinde de payı yüksek. Buna ek olarak karikatürün çizildiği dönemde Süveyş Kanalı tamamlanmış ve açılışı Aralık’ta İmparatoriçe Eugénie tarafından yapılacaktır.8 Bu durumda, Osmanlı’nın Fransa ile kol kola çizilmesi bir durum saptaması, aynı zamanda karikatür hem Fransız dış politikasını hem de Osmanlı-Fransız ilişkilerini ve batılılaşma hareketini eleştiriyor olabilir. Kaldı ki o dönem Osmanlı hariciyesinin de zorlandığı, iç ve dış sorunlarla uğraştığı bir dönemdir.

Çizim, ilk bakışta, Türkçe’deki “kör topal gidiyoruz” deyimini çağrıştırıyor.

Sultan koluna girdiği muhatabına duruşu ile nasihat ediyor görünümü içinde olsa da işlerin pek iyi gittiği söylenemez.

 

Yerli bir çizimse; ağır aksak Fransa’ya akıl veren, onlara içerdeki yenilikçi düzenlemelerin çoğaltılması için aşırı isteklerde ısrarcı olunmamasını öğütleyen bir Osmanlı yönetimi betimleniyor da denebilir.(Özellikle gayrimüslim tebaaya yönelik ayrıcalıklar, Fransa’nın çıkarlarına uygun ekonomik düzenlemeler vs).

Alt yazıyı ve karikatürü birleştirirsek Abdülaziz’in Fransa’ya dış politikada itidal tavsiye ettiğini, yenileşme hareketlerin de “sınırların” zorlamaması gerektiğine işaret ediliyor. Çizgileri de o dönem Osmanlı karikatürü ile kıyasladığımızda da karikatürün Osmanlı mülkünde çizilmesi mümkün görünüyor


İkinci olasılık karikatürün Türkiye dışında çizilmiş olmasıdır:

Orhan Koloğlu’nun tahmin ettiği gibi karikatür bir Avrupalı tarafından çizildiyse “zavallı Fransa Osmanlı’nın nasihatine kaldı, başarısız Fransa ile ilişkileri geliştiren Abdülaziz’e ve Fransa’ya yönelik bir eleştiri yapılıyor” diye düşünebiliriz.

Bu bağlamdaki diğer varsayımım, karikatürün Fransa ile sürekli rekabet içinde olan İngiltere’de yayınlanmış olmasıdır. Fransa’yı ve ortağı Osmanlı’yı eleştirip küçümsemeyi amaçlamış olabilir. Bu karikatürün tamamen Napolyon III denetimindeki Fransız basınında yayınlanmış olabileceğini düşünmüyorum.

 

Hangi koşul söz konusu olursa olsun karikatürün Osmanlı toprağında yayınlanması gerçekten gazeteyi kapattırmadıysa (o günün şarlarına bakarak) şaşırtıcı bir hoş görü örneği sergilenmiş. Ya da karikatür ilgili çevrelerce “Batıya nasihat veren Sultan” şeklinde olumlu şekilde yorumlanmıştır.

 

Bu karikatürde bizi ilgilendiren ise, ilk kez bir Osmanlı Sultanı’nın apaçık bir biçimde betimlenmesi, karikatür konusu olmasıdır.

*

İkinci Karikatüre İlişkin Değerlendirmeler:

Karikatür Ve Mizah Müzesi’ni her ziyaretimizde gözümüze takılıp, dikkatimizi çektiğini söylediğim karikatürdeki Osmanlı tiplemesi ise çok tanıdık gelen bir yüz!

Bu kişi “Osmanlı’da Islahat Hareketleri” başlığı sürecindeki sultanlardan birine çok benziyor; çok benziyor ne kelime adeta aynısı. Olur mu olmaz mı?(Çizim 2).

Padişahların minyatürü, resmi var; ama kaynaklar Abdülhamit’e kadar çizilmiş bir padişah karikatürüne işaret etmiyor

ÇİZİM – 2, Çıngıraklı Tatar, 1873, K. Opçanadassis.

 

Alt yazısı:

-          Olmaz binmeli.

-          Hayır inmeli. Anlamıyor musunuz?

-          Canım anladım hem ineceğim, hem bineceğim hani ileri gitmeyecek miyiz ya!

 

Çeviker bu karikatürü “ilerleme, özgürlük, eşitlik, adalet” temalarını işleyen Osmanlı toplumunun terakkisi (ilerlemesi, gelişmesi)9 kapsamı içinde yorumluyor. Çeviker karikatürün yayınlandığı dönemin özelliğini <başka karikatürlerle de örnekleyerek>  “…Toplumun yenileşmesi, gelişmesi ve ilerlemesi için köklü çabaların verildiği yıllardır” tümcesi ile özetliyor.10. Koloğlu ise bu karikatürü “…Avrupa devletlerinin Osmanlı çağdaşlaşma girişimlerini frenleme gayretleri” tümcesi ile yorumluyor11.

Kuşkusuz karikatür Osmanlı’daki batılılaşma, yenilik eylemlerine yönelik çizilmiş. Fakat karikatürde kimi simgeler var.

Biri silindir şapkalı, diğeri denizci şapkalı iki kişi, eşeğe binmeye çalışan fesli bir Osmanlı.

Batı giysili adamlar, Osmanlı Saltanatı, üzerindeki Fransız (muhtemelen silindir şapkalı) ve İngiliz (muhtemelen denizci şapkalı) etkisini temsilen çizilmiş olmalı. Fesli Osmanlı ise tebaayı temsilen çizilmiş herhangi birisi, sıradan Osmanlı değil bence.
Ben böyle yorumlamıştım.

Fakat Levent Elpen'den diğer iki kişi ile ilgili farklı bir yorum geldi (6.03.2009 tarili e-posta iletisi). Levent Elpen'in değerlendirmesini aynen yayınlıyorum:
Sayın Saydut,
İkinci karikatürde bahsettiğiniz iki batılı, İngiliz ve Fransız değildir. Biri silindir şapka ile temsil edilen (Bakınız John Bull) İngiltere, diğeri de denizci şapkalı dediğiniz Rusya'dır. Denizci şapkası değil, Rusya'da o dönem kullanılan başlık (Rus askerleri de böyle bir başlık kullanıyor) şeklinde çizilmesi, dikkat çekicidir. Karikatürün çizildiği yıl, Fransa'nın savaştan çıkması, Prusya'ya tazminat ödemek durumunda olması ve Paris Komünü (1871) sebebiyle uluslararası siyasette etkili bir aktör olamayacağı bellidir. O dönem, Rusya'nın özellikle Balkanlar politikası ile Osmanlı'yı zayıflatma çabaları yüzünden, karikatürün, özellikle doğrudan Rusya'yı hedef aldığı anlaşılabilir. Zira, Opçanadassis'in karikatüründeki mesaja göre, Batılı devletler, Osmanlı'yı ileriye götürmeye çalışırken, Rusya, batırmaya uğraşarak, Osmanlı'yı geriye götürmeye çalışmaktadır. O dönemin olayları ve siyaseti incelendiğinde, karikatür, anlaşılacaktır. Nitekim, az sonra, 1877-1878 Büyük Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) çıkmak üzeredir. Daha 1873'de, Sırp isyanları gündemdedir. L.E. (*)
Levent Elpen'e bu faydalı açıklama için teşekkür ediyorum.


Bizzat yenileşme ve gelişme eylemlerinin içinde olan, özendiren, yabancıların açtığı kredileri uluslararası ticarete entegrasyon için harcayan, kimin hangi işi alacağına karar veren, yurt dışı temaslarını sıkı tutan ve Avrupa’ya seyahat eden ilk Sultan sanına sahip Abdülaziz olmalı!


ÇİZİM– 3 Sultan Abdülaziz. Fesli Osmanlı tebaayı temsilen çizilmiş herhangi birisi, sıradan Osmanlı mı?

 

Bu düşüncemi karikatürcü dostlarım Köksal Çiftçi ve Mustafa Bilgin ile paylaşmak istedim. Abdülaziz’in bir fotoğrafını, karikatürü ve eşeğe binip inme ikilemindeki Osmanlı’nın portresini yakın plan tarayıp arkadaşlarıma gönderdim.

 

Köksal Çiftçi görüşlerini “(…) Bu kişi Abdülaziz. Görseller bunun kanıtı. I. Abdülaziz (1861-1876), II. Mahmut (1808-1839), I. Abdülmecit (1839-1861) ardından tahta geçmiştir .İlk fes takan, pantolon giyen, Frenk madalyası takan padişah II. Mahmut'tur. Abdülaziz ise fes başlığını tipik giyen ilk, belki de tek padişahtır. Ondan sonraki padişahlar bu denli yayılmış fes giymediler.(…) cümleleriyle aktardı.

 

Mustafa Bilgin ise “(…)Ressam Abdülaziz’in portresini çizerken sırf o fotoğrafa benzesin diye anatomiyi bile zorlamış sanki (…)” cümlesi ile benzerlik konusundaki görüşünü bildirdi.

Böylece, karikatürdeki portrenin Abdülaziz’e tam benzerliği konusundaki düşüncelerim arkadaşlarımın görüşleri ile pekişti.

 

Karikatürde, ilerleme çabası gösteren birisinin eşeğe binmesi ise ayrı bir konu.

Osmanlı mülkünde (İstanbul’da) eski bir gelenek olarak ata binme hakkı soylulara (saraylılar, kamu görevlileri askerler vs) aittir. Köksal Çiftçi’nin aktardığı bilgilere göre bu uygulama çok eskilere dayanıyor: İmparatorluk Osmanlısı'nda gayrimüslimler ata binemezler, eşeğe binerlerdi. Daha da üzücü olanı ölülerini mezarlığa eşek sırtında götürmek zorundaydılar. Bu uygulama Osmanlıya özgü değil. Kökleri daha eskiye dayanıyor12.

 

Bu bağlamda ilerleme çabası içindeki Osmanlı’nın eşeğe binmesi de aşağılama içeren bir ironi tablosu olarak yorumlanabilir. Opçanadassis’in karikatürü İngiliz ve Fransız etkisindeki Osmanlı yönetimine yönelik bir eleştiri ve alay içeriyor. Çünkü Osmanlı yönetimi ne içerdeki gayrimüslim tebaaya ne de çok içli dışlı olduğu İngiliz ve Fransızlara, ya da Ruslara yaranabiliyor.


Sonuç olarak bu iki karikatüre bakarak Türkiye karikatür tarihinde yayınlanan ilk Sultan karikatürünün Abdülaziz’e ait olduğu savını ileri sürebiliriz.

 

Akdağ Saydut, 27 Şubat 2009, (9.3.09-rev.4)

 

 

Dipnotlar:

  1. Turgut Çeviker, Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü, Adam Yayınları,
  2. Orhan Koloğlu, Türkiye Karikatürü Tarihi, Bileşim Yayınevi, 2005
  3. Çeviker, AGY, C:, s.
  4. Çeviker, AGY, C:1, s.140, Çeviker karikatür ile ilgili bir yorum yapmıyor.
  5. Koloğlu, AGY, s.24
  6. Koloğlu AGY, s.24
  7. Çeviker AGY,C:1, s.140
  8. Meydan Larous, C: 4 – s.432,423/ C: 9, s.220-221
  9. Çeviker AGY, C:1,1 s.44
  10. Çeviker AGY, C:1,s.45
  11. Koloğlu AGY, s25
  12. Köksal Çiftçi’nin açıklaması: Araplar önce Fars, Kıpti ülkelerini, en son Türk yurtlarını istila ettiler ve Arap kavmi üyesi olmayan tüm Müslümanlar yarı köle (mevalî) sayılıyordu. Bunlara gayrimüslimler de dahildi. Mevalî ve gayrimüslim, Arap karşısında ikinci sınıf insandı. Ata binemez, yemekte yüksek ve ön sırada oturamaz, camide Arap arkasında saf tutabilirdi. Ölülerin eşekle götürülmesi kuralı da ta Emevi, sonra Abbasi Arap devletleri döneminde ortaya çıkmış bir kuraldı.(…). Karikatürü çizen sanatçı bir gayrimüslim, (…) bu uygulamanın kültürel temsil gücünü biliyor. Kuşkusuz Batı ülkeleri Osmanlı'yı mevalî olarak görüyor, o düzeyde muamele yapıyordu. Eşeğin seçilmiş olması, Osmanlı’nın ve Abdülaziz'in küçümsenmesi ruh halindendir. Bugün bile Batı ile ilişkimiz bu düzeyde değil midir? Kaldı ki Donkişot'un köylü yardımcısı aynı gerekçelerle da eşeğe binmek zorundadır.
  13. Koloğlu, AGY, s:24

(*) Köksal Çiftçi'nin L.Elpen'in açıklaması üzerine gönderdiği e-ileti'nin konuyla ilgili bölümleri:

(...) Levent Elpen'in eleştirisi bana da doğru geldi. 
Padişahı çekiştiren kişilerden biri Avrupa'lı, diğeri Rus olmalı.
Açıklanan gerekçeler de tutarlıdır.
Durum onu gösteriyor ki böylesi tartışmalar zamanla tarihimizdeki diğer karikatürler için de yapılacaktır.
Karikatür tarihimizin yazılmasında bu tartışmalar zemin oluşturacak. İyi de olacak. (...)
 
<< geri dön

     
 
   
Bu site 10 OCAK 2006 tarihinden beri hit aldı.
Failed!